Afganistan, tarihsel olarak kadın hakları ve sosyal adalet konularında ciddi zorluklar yaşamış bir ülke olarak biliniyor. Ancak son günlerde gelen bir mahkeme kararı, bu konuda daha da derin yaralar açacak gibi görünüyor. Afgan hükümeti tarafından verilmiş olan bu karar, kadınlara yönelik şiddetin "kemik kırılmadığı sürece" serbest bırakılması yönünde bir adım atılmasına neden oldu. Bu durum, kadınların yaşamlarına dair derin bir endişe yaratırken, uluslararası kamuoyunun tepkisini de beraberinde getirdi.
Afgani mahkemesi, özellikle son dönemlerde artan kadın şiddetine dair yasaların yetersiz kaldığını savunarak, mevcut düzenlemeleri gevşetme kararı aldı. Yapılan açıklamalara göre, kadınlara yönelik şiddet eylemlerinin sadece fiziksel yaralanma ile sınırlı olduğu belirtiliyor. Örneğin, bir kadının dayak yemesi durumunda şiddetin boyutunun "kemik kırılmaması" ile sınırlı olması, birçok kadının yaşamı riski anlamına gelmektedir. Bu tür bir yaklaşım, toplumda kadınların maruz kalabileceği şiddeti meşrulaştırmakta ve aslında devletin, kadın haklarını koruma konusundaki iradesini sorgulatmaktadır.
Bu karar, Afgan kadınlarının zaten kırılgan olan konumunu daha da zayıflatırken, yerel kadın aktivistleri ve insan hakları savunucuları derhal harekete geçti. Birçok aktivist, bu kararın değiştirilmesi ve kadın haklarının korunması için uluslararası destek çağrısında bulunuyor. Uluslararası toplum, kadına yönelik şiddetin engellenmesi için daha aktif bir rol almalı ve Afganistan'daki mevcut durumu ciddiyetle ele almalıdır.
Afganistan'daki bu karara yönelik uluslararası tepkiler, kadın hakları savunucularının yanı sıra pek çok devlet kurumundan da gelmiş durumda. Birleşmiş Milletler (BM) temsilcileri, bu durumun kabul edilemez olduğunu belirterek, Afganistan hükümetinin kadın haklarına saygı göstermesi gerektiğini vurguladılar. Ayrıca, Avrupa Birliği (AB) ve diğer birçok ülke, Afgan hükümetine karşı yaptırım çağrısında bulunmaya başladı. Bu tür tepkiler, hem Afgan kadınlarının daha güvenli bir ortamda yaşaması hem de uluslararası düzeyde kadın haklarının ön plana çıkması adına son derece önemli.
Aktiviteler ve kampanyalar, evdeki şiddetin normalleşmesine karşı savaşmak amacıyla hız kazanmış durumda. Kadınların şiddete uğramadan yaşama haklarını savunmak isteyen aktivistler, toplumsal farkındalığı artırmak ve kadınların ekonomik bağımsızlığını kazanması için çeşitli projeler geliştirmeye çalışıyorlar. Bu projeler, kadınların mücadelede güçlü bir şekilde yer almalarını sağlamayı amaçlıyor.
Sonuç olarak, Afganistan'daki mahkeme kararı, kadın hakları bakımından alarm verici bir gelişmedir ve bu durum, dünya genelinde kadın haklarına verilen önemin yeniden sorgulanmasına yol açmaktadır. Kadınlara yönelik şiddetin yalnızca fiziki yaralanmalarla sınırlı olduğu dar bir çerçevede ele anlaşılmaz ve insanlık onuruna aykırı bir yaklaşımdır. İnsan hakları ihlâlleri karşısında sessiz kalınmaması gerekmektedir; zira her bir kadın, şiddet ve ayrımcılık olmadan onurlu bir yaşamı hak etmektedir.
Afganistan'da yaşanan bu gelişmeler, sadece yerel bir sorun değil, uluslararası bir mesele haline gelmiştir. Kadınların hayatını daha iyi ve daha güvenli hale getirmek için atılacak tüm adımlar, hem toplumsal hem de uluslararası alanda büyük önem arz etmektedir. Zira dünya, böyle bir insanlık dramına kayıtsız kalmamalıdır.