2023'ün en büyük felaketlerinden biri olarak kayıtlara geçen deprem, birçok insanın hayatını alt üst etti. Ancak bu felaketin içerisinde iyimser bir hikaye de mevcut. Depremin altıncı günü, yıkılan bir binanın enkazından kurtarılan bir adam, yaşadığı acıya rağmen hayata dair umutlarını kaybetmediğini söyledi. Kolunu ve bacağını kaybetmiş olmasına rağmen "hala hayattayım" diyerek yaşama sevincini yeniden buldu.
Gece yarısında meydana gelen depremin ilk saatlerine damga vuran sarsıntılar, birçok insan gibi bu vatandaşın da hayatını kararttı. Yıkılan evin altında kalmasına rağmen; kurtarılma sürecinde, köpeklerin ve arama-kurtarma ekiplerinin sabırlı çalışmaları, umudunu kaybetmemesine neden oldu. Altı gün boyunca, yaşam mücadelesi veren adama ulaştıktan sonra kurtarma ekipleri tarafından hızla ilk yardımı yapıldı. Bu zorlu süreç, birçok insan için unutulmaz anlarla doluydu. Ancak o, bu anları birer mücadele olarak değerlendirdi ve kendisini yeniden hayata bağladı.
Enkazdan çıkarıldıktan sonra hastaneye kaldırılan adam, kolunu ve bacağını kaybetti. Bu trajik kayıplara rağmen, kendisi için yeni bir hayata başlamasının mümkün olduğunu vurguladı. “Beni kurtardılar, yaşamaya devam edebiliyorum. Kolum ve bacağım kayıp ama hala hayattayım,” sözleri, birçok insana umut aşıladı. Yaşadığı duygusal ve fiziksel zorluklarla başa çıkmaya çalışırken, bir kahraman gibi görünmeye de devam etti.
Depremin ardından yaşanan zorluklar, yalnızca kayıplarla sınırlı kalmadı. Hikayesi, birçok insanın yeniden başlayabilme umudunu yeşertti. Bağışıklık sisteminin zayıfladığı, ekonomik sıkıntıların baş gösterdiği ve sosyal hayatta birçok eksikliklerin yaşandığı bir dönemde, onun gibi insanların azmi, diğerlerine örnek oldu. Kendisi, kayıpların yalnızca fiziksel değil, ruhsal olarak da etkili olduğunu belirterek, "Önemli olan bunun üstesinden gelmek. Yaşamak için mücadele edeceğim," diyerek cesaretini ve kararlılığını ortaya koydu.
Bu adamın hikayesi, depremin derin acısının yanı sıra yeniden doğuşun ve dayanıklılığın da bir sembolü haline geldi. Toplumun kayıplarıyla başa çıkmasına yardımcı olmak için yaptığı açıklamalar, herkesin kendi hikayesinden ders çıkarması gerektiğinin altını çizdi. Dünyanın neresinde olursa olsun, insanlar zorluklarla karşılaştıklarında dayanışma içinde olmanın ve umudu asla kaybetmemenin önemini bir kez daha hatırladı.
Yaşadığı trajedi karşısında bile pes etmeyen bu adam, hem kendi yaşam mücadelesini hem de etrafındakilerin üzerindeki etkiyi anlatmaya çalıştı. "Her gün bir fırsat. Yaşamak için çok şey var," diyerek insanlara mesajını vermeye devam ediyor. Yaşamın ne kadar kıymetli olduğunu ve zorluklar karşısında umut ışığını da asla kaybetmemek gerektiğini vurgulayan bu hikaye, depremin bir başka yüzünü görünür kılıyor.
Her ne kadar akıllardan çıkmayacak bir kayıp yaşanmış olsa da, toplumda dayanışma ve umut her zaman yeniden kendini gösteriyor. Bu süreçte kendisine destek olan aile üyeleri ve arkadaşlarıyla birlikte, iyileşme ve yeniden hayat bulma adına çaba sarf ediyor. Kimi zaman zorlu geçen günler olsa da, aldığı tedavi ve gösterdiği azimle, bir gün normal hayatına döneceği inancını taşıyor. İşte bu inanç, onun hikayesini daha da güçlü kılan en önemli unsurlardan biri.
Oberto Öztürk, yaşadığı bu acılarla başa çıkabilmek için sadece fiziksel iyileşmeye odaklanmıyor, aynı zamanda ruhsal olarak da kendisini toparlamaya çalışıyor. Geri dönüşü hayal ederken, yapmayı çok istediği şeylerin hayalini kuruyor. Her gün biraz daha güçlü olmak, hem kendisi hem de toplumu için mücadele etmek istiyor. “Bu benim yaşamım. Ve yaşam, her şeyi kapsar,” diyerek hayattaki değerlerin ne denli önemli olduğunu bir kez daha hatırlatıyor.
Sonuç olarak, deprem felaketi bir yıkım getirmiş olsa da, insanların içindeki umudu ve mücadele ruhunu ortaya çıkarmış durumda. Enkaz altında kalan bu vatandaş, umut dolu hikayesiyle tüm Türkiye'ye ilham kaynağı olmuş durumda. Hayat devam ediyor ve her bir kayıp, yeniden doğuşun başlangıcı olabiliyor. Umut daima var, yeter ki arayalım!