İzmir, trajik bir cinayet haberiyle sarsıldı. Geçtiğimiz günlerde meydana gelen olayda, saplantılı bir eski sevgili tarafından ağır yaralanan genç kadın, hastanedeki yaşam mücadelesini kaybetti. 25 yaşındaki Elif Y.’nin acı dolu hikayesi, sadece bir cinayet değil, aynı zamanda aşkın ve saplantının tehlikeli boyutlarını gözler önüne seriyor. Bu olay, toplumsal sorunlar arasında yer alan aşırı sahiplenme ve kıskançlık gibi duyguların sonucunda meydana gelen vahşetin bir örneği olarak da değerlendiriliyor.
Olay, İzmir’in Bornova ilçesinde, Elif Y.’nin yaşadığı apartmanın önünde gerçekleşti. Gece saatlerinde, Elif’in eski sevgilisi olduğu belirtilen 30 yaşındaki Oğuz A. tarafından yüzlerce okul arkadaşı ve yakınları arasında bir tartışma patlak verdi. Tanıkların ifadelerine göre Oğuz A., Elif Y.’yi defalarca bıçaklayarak ağır yaraladı. Çevredekilerin hemen güvenlik güçlerine haber vermesinin ardından, Elif hastaneye kaldırıldı. Ancak, geçirdiği zor ameliyatlara rağmen, genç kadın bir türlü hayata dönmeyi başaramadı. Elif’in ölüm haberi, ailesi ve arkadaşları arasında yıkıcı bir etki yarattı. Olayın ardından birçok kişi, sosyal medya üzerinden paylaşımlar yaparak yaşanan acı olayın üzerine düşündü ve bu tür durumların birer ‘aşk cinayeti’ değil, zamansız ve gereksiz ölümler olduğunu belirtti.
Bu cinayet vakası, herkesin dikkatini seksenler ve doksanlar dönemlerinden bu yana süregelen ‘saplantılı aşk’ kavramına çekti. Aşkta yaşanan bu tür aşırılıklar, halk arasında genellikle romantize edilirken, gerçek hayatta sonuçları son derece tehlikeli olabiliyor. Özellikle psikolojik sağlığı yerinde olmayan bireylerin, aşırı sevgiden saplantıya geçmeleri sonucunda pek çok kadın ve erkek cinayet kurbanı olmaktadır. Elif’in ölümünün ardından, aile ve arkadaşları, toplumun bu tür davranışları daha iyi anlaması için farkındalık yaratılması gerektiğini belirttiler.
Elif Y.’nin başına gelenler, kadınların karşılaştığı şiddetin boyutlarını da gözler önüne seriyor. Kadına şiddet, yalnızca fiziksel ya da ruhsal bir tehdit değil, aynı zamanda toplumsal bir sorun olarak masanın üstündeki yerini alıyor. Her gün ülkemizde birçok kadın, kıskançlık ve sevgi derken saklanan gerçek tehlikelerle yüz yüze kalıyor. 2023 yılı itibarıyla, Türkiye’de pek çok kadın, eski partnerleri tarafından tehdit edilmekte, yaralanmakta ya da hayatlarını kaybetmektedir. Bu tür olaylar, feminist hareketler ve kadın sığınma evlerinin mücadelesinin önemini bir kez daha hatırlatıyor.
Elif Y.’nin cinayetinin ardından sosyal medyada yayılan kampanyalar, kadınların sosyal, ekonomik ve psikolojik sorunlarını çözmeye yönelik önemli adımlar atılması gerektiğini ve bu tür vakaların önüne geçecek politikaların oluşturulması gerektiğini bir kez daha ortaya koydu. Yaşanan olaylar, kesinlikle göz ardı edilmemeli ve toplumun her kesimi, bu tür sorunları çözmeye yönelik adımlar atmalıdır.
Olayın ardından gerekli adli işlemler başlatılmış olup, Oğuz A. tutuklanarak cezaevine gönderildi. Adaletin yerini bulması ve benzer olayların önüne geçilmesi için Elif Y. ve onun gibi kaybedilen diğer kadınlar adına toplum olarak daha fazla ses çıkarmamız gerektiği aşikar. Young yaşta hayatını kaybeden bir insanın, kendi hayatı ve özgürlüğü uğruna verdiği mücadele asla unutulmamalıdır. İzmir’deki bu trajik olay, sadece ailesini değil, toplumu da sarsmış durumda ve yas süreci devam ederken, unutulmaması gereken mesajlar veriyor.
Toplumda bu tür olayların artış göstermesi, özellikle de kadına yönelik şiddetin arttığı bir dönemde, Elif Y. gibi kadınların seslerini duyurması ve yaşamlarının kıymetli olduğunu hatırlatması adına önemli bir fırsat olabilir. Herkesin rahatça yaşadığı, sevgi dolu bir dünya yaratmanın yolu; hem sesimizi yükseltmekten, hem de kadına karşı olan duyarsızlığın ortadan kaldırılması gerektiğinden geçiyor. Elif Y. gibi gençlerin kaybedilmemesi için toplum olarak harekete geçmeli ve bir araya gelmeliyiz.
Sonuç olarak, Elif Y.’nin cinayetinin ardından yaşananlar, kadına yönelik şiddeti ve sorumluluğu yeniden düşünmemize yol açan bir örnek teşkil ediyor. Her bedende, her yaşta, her cinste hayatın kıymetli olduğu gerçeği göz önünde bulundurulmalı; bu tür olayların önüne geçmek için uzmanlarla beraber, toplumsal bilinç yaratmak adına daha fazla çaba gösterilmelidir.